Bu şiiri ilk duyduğumda lise birinci sınıfa gidiyordum. Şair lakaplı kardeşim toplu olarak Abant’ a giderken otobüste kafasını camlara vura vura okurdu bu şiiri. Senin şiirin mi bu şair dediğimde ufak bir tebessümle hayır dostum İsmet ÖZEL demişti. Selam olsun sana şair. Ülkemin en büyük şairlerinden olduğunu düşündüğüm İsmet Özel’ e de selam olsun.

Çözülmüş Bir Sırrın Üzüntüsü

Yaşamaktan öte özür bulamayınca aşka
sonuçları bir bir gözden geçiriyorum
pulluklarla devrilen toprağın ıslaklığındaki can
madenlerin buharından elde edilen büyü
bazı yasak kitapların verdiği dinç duygular
nelerse ki yaşamak sözünü asi kılan
nelerse ki lekesiz, umutlu ve budala.

Denedim. Soğuk sular dökünüp fırladım sokaklara
sorular sordum nice kara sıfatları üstüme alaraktan
ipte boynum, ağzım şehvet yalaklarında
çapraştım, and içip ayna kırdım
doğadan bir vahiy bekledimse boşuna
baktım akşam herkesin kabul ettiği kadar akşamdı
hiç bir meşru yanı kalmamıştı hayatımın.

Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor
böylesine hazırlıklı değilim daha.
Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum:
Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda.

İsmet ÖZEL